top of page

GÜNLÜK

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Ocak

Gecelerin Esiri

Gecelerin esiriyim,
Kentin bütün çıkış tabelaları siyaha boyanmış bir labirent.
Karanlığın dilinde çürüyen,
Nefes almayan bir gecenin,
Tek sadık mahkûmuyum.
Beni ben yapan her şey,
Ay ışığının kemiklerine dolanmış.
Ciğerlerinde biriken yalnızlığım. 
Beni ben yapan her şey,
Ruhumu yutmak için dişlerini bileyen,
Sustuğum bütün çığlıkları saklayan,
Günahların mezarlığı.

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Şubat

İhanet Kurşunu

Gülüşündeki ışığın,  beni kör etmek için doğduğu bir zamanda
Kalbinde başkasının siluetini saklıyordun
Elinden düşen bu ihanet,
Saplandığı yeri unutmuyor.
Soluduğum havayı kesip, 
Ciğerlerimi yangın yerine çeviriyordu

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Mart

Büyü

Büyü,
Toprağın kalbine düşen küçücük bir tohumla.
Karanlığı yara yara,
İncecik köklerini sal geceye.
Bir damla yağmur,
Bir parça rüzgâr,
Birkaç ışık dokunsun alnına,
Ve hayat desin ki sana:  “Uyan.”

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Nisan

Git Öyleyse

Geride kırık umutlar bırakarak…
Üstüne basa basa geçeceğim yollar
Benim için dikenli bahçelere dönüşecek.
Seninle kurduğumuz cümleler,
Paramparça duracak odamın köşesinde.
İsmine sinmiş o telaş,
Şimdi bütün kapıları kilitleyecek.

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Mayıs

Sana Geliyorum

Son günlerim bunlar, biliyorum,
Rüzgârın saçlarıma dokunuşu daha ağır,
Gökyüzü  solgun,
Yıldızlar uzaktan bakıyor bana.
Ben ise seni düşünüyorum,
Bedenim yorulmuş, zayıf,
Zaman sırtımdan yük gibi geçiyor,

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Haziran

Parlayan bir Güneş

Ey karanlığın koruyucusu,
Ey yasakların celladı,
Ey kurnaz ihanetlerin efendisi…
Eğer gücün yetiyorsa
Bu türküyü sustur.
Eğer kudretin varsa,
Toprağa tohum saçan bu elleri zincire vur.
Yaşamak adına köleliğe razıysak,
Bu yüreği çatlat,
Bu damarları kurut!

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Temmuz

Hayat Senden Yana

Hayat senden yana olduğunda 
Balkon ferah bir yermiş,
Gözlerim ufka açılabiliyor, içimdeki ağırlık eriyip gidiyor.
Düşünceler sessizce dağılıyor, 
Nefes almak bile kolaylaşıyor,
Tüm duvarlar uzaklaşıyor, oturduğum sandalyeden 
Dünya duruyor gibi.
Ellerimi uzatsam zamanı yakalayacağım

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Ağustos

Sana Kavuşmak

Serin ırmakların kıyısında savruluyorsun,
Deli dolu akan suyun özlemiyle yeşeriyor dalların,
Sen…Genç bir gül gibi uyandırıyorsun baharı
Şehrin koca gürültüsünden uzak,
Tertemiz bir aydınlık gibi parlıyorsun güneşe inat
Sana kavuşmak,
Bir meydan harbinden galip gelmekdi
Sana kavuşmak
Bir sabahın usulca filizlenişiydi

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Eylül

Yorgunum

Yorgunum,
Akşamın eşiğindeyim,
Dağların sırtında taşınan bir gölge kadar ağır.
Yılların küllerinden sızan bir kıvılcım gibi,
Kendime tutunmaya çalışıyorum.
Düşlerim, yarıda kalmış bir şarkının
Eksik notalarında saklı.
Bir martının kanadına gizlenmiş,
Kaybolmuş yolculuklarım var.
Toprağın kokusunda uyanan
Kırık bir hatıra gibiyim,
Ne kök salabilmişim ne de uçabilmişim.

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Ekim

İnfazımı Beklerken

Sen, hem evladım hem de felaketim,
İçimde taşıdığım en derin yara.
En derin kargaşa,
İnsanla hayvan arasındaki bir sınırdın.
Her gün kapında çağırırdım seni,
Celladının ayaklarına kapanan çaresizliğimle.
İnfazımı beklerdim
Takvimin kararmış yapraklarında.
Bir gün anlardın
Zamanın ağır nefesi niye omuzumda.
Bir gün anlarsın
Kalbindeki kıvılcımın ellerindeki  hikâyesini.

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Kasım

Aynı Kahve Kokusu

Sabahları aynı kahve kokusu,
Aynı tencerenin dibine yapışmış bir hayat
Aynı merdivenlerden inen komşu kadınların sesi 
Dünya hiç değişmiyor
Bir gazete bayiside üst üste dizilmiş manşetlerde
Ölümler, kahkahalar, fotoğraflar.
Her sabah yeniden yaşlanırdı yıllardır yaşadığım bu sokaklar 

IMG_20250927_143925_edited.jpg

Aralık

Bir zamanlar gelirdin

Bir zamanlar gelirdin,
Gökyüzü dumanla dolardı
Kuşlar yönünü şaşırır,
Çanlar boğuk bir uğultuyla çalardı.
Benim yüreğim ise,
Bağrı yanık bir sazın telinde inatla direnirdi.
Dudaklarımdan çıkan sözcükler
Bir tuğla gibi örülüyordu etrafıma,
Çıkış yolu bulamayan öfkem
Göğe doğru tırmanırdı
İşte tam da orada,
Başlardı bu korku 

Eski Model Film Projektörü

Keyifli Dinlemeler

Dofoto_20250926_014217908.png
 1988 yılında dünyaya gelen Emrah Kaplan, daha yedi yaşında çalışma hayatına adım attı. Çocukluğu, mobilya atölyelerinin talaş kokusunda, cilalı yüzeylerin parlaklığına bakarak geçti. Yıllar içinde mobilyadan tekstile, güvenlikten depoculuğa kadar farklı işlerde çalışarak hayatın sert yüzünü erken yaşta tanıdı.
 
 
 
Üniversitede önlisans eğitimini tamamladı. Gezmeyi, farklı insanları ve şehirleri tanımayı, sokaklarda saklı hikâyeleri keşfetmeyi sevdi. Edebiyat, onun için yalnızca bir ilgi alanı değil; bazen bir sığınak, bazen de kendini yeniden var ettiği bir alan oldu. Yazmayı, özellikle içinden çıkamadığı karanlık dönemlerde, bir nefes borusu gibi kullandı.
 
 
 
Kendi hayatından, gözlemlediği insanlardan ve şehirlerin ruhundan beslenen metinler kaleme aldı. Gerçekçi ve sade dille yazdığı hikâyeler, çoğu zaman çocukluk anılarının tozlu sayfalarından başlar, yaşamın sert virajlarından geçer ve insan ruhunun en derin, en çıplak yanına dokunur.
 
 
 
Edebiyat serüveninde, hem bireysel hem kolektif hikâyeleri kucaklayan bir üslup geliştirdi. Felsefi ve içsel sorgulamalar, onun kaleminde sokak köşeleri kadar gerçek, çöl rüzgârları kadar uzak, çocuk bakışları kadar berrak bir hâl aldı.
 
 
 
Bugün hâlâ yazıyor; bazen geçmişin izini süren uzun öyküler, bazen de tek bir kelimeye bütün bir hayatı sığdıran şiirler… Onun için kelimeler, yaşanmışlıkların sesi ve yarınlara bırakılmış b irer iz. 
Site Haritası
Anasayfa
Hakkımızda
Hizmetlerimiz
Eğitimlerimiz
Referanslarımız
Blog
İletişim
 

KVKK Aydınlatma Metni
Şartlar ve Koşullar

İletişim
           
         (0534) 551 92 02
          emrahh.kaplan@gmail.com
  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
  • TikTok

Copyright © 2025 by emrah kaplan 

bottom of page